Geçen yılın en güzel anıları başlığı altında yer alacak türden bir etkinliğe katıldım, 22 Aralık 2021’de. Yine bir bahar çocuğu ve bir şeyi başlatma enerjisine sahip biri olarak 22 Aralık tarihine de hemen bir anlam yükledim. 21 Aralık en uzun geceyse 22 Aralık günlerin uzamaya başlamasının ilk günü 😊 Nerden pozitiflik bassam da karanlık sabahlara uyanmanın son bulmasına bir bir gün saysam diye düşünüyorum resmen. Neyse konuyu dağıtmayalım.

Web.tv ekibinin “İK’ya Dair Sohbetler” sohbet serisine konuk oldum. Konu başlığımı da kurumsal hayattan uzak ve kişisel dönüşüm temalı olması açısından ‘Değişime Direnme Tadını Çıkar’ olarak belirledim. Enerji seviyesi yüksek ekiple tastamam 55 dakika boyunca değişime, dönüşüme ve kişisel farkındalıklarımıza dair birçok konuda sohbet ettik. Fakat bir başlık vardı ki bence yazılası ve arada okunulası dedim, açtım mesai sonrası bilgisayarı… (beyaz yakalılar mesaiden sonra bilgisayar başında vakit geçirmeyi sevmez 😉)

Dönem dönem yaşadığım bazı felaketler ya da felaket olduğunu düşündüğüm konular bir şeyler öğretti bana. Ben de ömrümün yaklaşık %10’unda aşağıdaki konuları kendime düstur edindim. Geriye kalan % X lik kısmında neler neler öğreneceğimi düşünmeden, fütursuzca yazmak istedim. Hem de bildiğiniz konuşma diliyle yazacağım ki samimiyeti eksilmesin.

1- Özgür olmak hayattaki en önemli şey.

Sokağa çıksak, özgürlük nedir desek… Birbirinden alaksız, belki de birbiriyle benzeşik bir sürü tanım duyabiliriz. Ama yaşamımın kronolojik sıralamasına baktığımda benim özgürlük yorumlarım şöyle;

*yaş 10-15: Özgürlük, istediğimiz her şeyi yapmak. Woaww! Ne kadar cezbedici.

*yaş 23-28: Özgürlük, başkasına zarar vermeden istediğimiz her şeyi yapmak. Ugh! Ne kadar politik.

Bugün şundan çok eminim ki bence özgürlük bunların ikisi de değil. Asıl özgürlük istemediğim şeylere hayır diyebilmem ve reddetme becerim. İstemediğim bir yerde olmamam, istemediğim bir şeyi yapmamam, istemediğim insanları hayatımdan çıkarabilmem gibi gibi. İşte en büyük özgürlüğüm bu.

Ve benim bundan vazgeçmeye hiç niyetim yok. Reddetmek, istediğim hiçbir şeye zoraki evet dememek için elimden geleni yapacağım. Bunu yapabilmek bence özgüveni arttırmak için Anahtar niteliğinde.

2- Ne olursa olsun kendin olmak

Olmadığım biri gibi davranmak bana hep yorucu gelen bir eylem oldu. İşimi yaparken de arkadaşlık ilişkilerimde de hep olduğum gibi davrandım. Ve hatta aile ilişkilerimde bile kendim gibi davranmaktan hiç çekinmedim. Ebeveynlerimin hayallerini süsleyen “hayal ürünü” bir çocuk olmadım hiç.

Dönem dönem beni, daha da ağırlıklı olarak çevremdeki zorlayan bu durum bugün benim hayatımı kolaylaştırıyor. Her şeyden önce yalan söylemeye ve bir şeyleri hatırlamaya hiç ihtiyaç duymuyor, orada şöyle mi davranmıştım, burada böyle mi demiştim ikilemini hiç yaşamıyorum. Yapmadığım bir şeyi söylemiyorum, söylediğim şeyi mutlaka yapıyorum. Tavrım hep aynı olduğu için durumu yönetmek çok zor olmuyor. Bu şekilde yaşamım çok daha kolay oluyor. Haddim olmayarak size de tavsiye edebilirim sanırım 😊

3- İnsanlar plan yapar, Tanrı güler

Hayat boyu planlı, programlı yaşamanın ideal dünya olarak öğretildiği yaşamımda artık buna inancım yok denecek kadar az. Ne için plan yapıyorum ki? Ben plan yapıyorum, güç bana diyor ki; ben ne istersem o olur, boşversene. Bu nedenle uzunca bir süredir plan yapmıyorum, an içerisinde yaşayıp, an içerisinde atlatmaya çalışıyorum. Çünkü her şey olması gereken zamanı bekliyor ve olması gereken zamanda oluyor, çünkü her nasip gerçekten vaktine esir.

Galiba bu şekilde daha az yoruluyorum. Çünkü A planı tutmazsa B yi uygularım derken efor harcıyorum ve A planı çat diye tutunca, B planına harcağım emek çöp! Emeğim çöpe gideceğine, A planı tutmadığı zaman yeni bir emek vermek daha az yorucu gibi geliyor bana. Daha az yorulmak ve daha az yıpranmak istiyorsanız bunu da şiddetle tavsiye ederim 😊

4- Hayatımda bir şey bitiyorsa mutlaka daha güzel bir şey başlayacağı için bitiyordur

İyiyi düşünmenin, iyiyi çağırmanın en kolay ve en zahmetsiz yolu olduğuna inandığım bir motto benim için. Evet, zaman zaman insan hayatında bir şeyler bitebilir, birileri gidebilir ama bu sonların hemen hepsinin peşinden yepyeni güzellikler geliyor. Daha doğrusu yepyeni güzellikler geleceğine inanabildiğim sürece hiçbir bitiş beni üzmüyor ve yormuyor. Çünkü bitişlere direnirsem hayat bana bir ödülle geliyor. Bence evrenin mizah anlayışı bu şekilde.

Buna inanmaya başladığımdan bu yana da hep ama hep güzel şeylerle karşılaştım. Hayatım dört mevsimin her türlü yumuşak ve çetin iklimini yaşasa da yaşama bakışım hep ilkbahar oldu ve oluyor. Ve tabi ki güzellikleri benimle buluşturan güce de sonsuz teşekkürlerimi iletmeyi de ihmal etmiyorum.

5- Değiştiremeyeceğin hiçbir şeyi sorgulama

Toplum olarak şikayet etme ama çözüm üretmeme, sorgulama ve eleştiri konusunda master yapmış insanlar olduğumuza eminim. Her şeyden, herkesten sonsuz bir şikayet ve eleştiri gücüne sahibiz. Üstelik eleştirdiğimiz kadar çözüm bile üretmiyoruz. Sadece sorgulayıp kendimizi yıpratıyoruz. Ben eleştirmeden veya şikayet etmeden önce o konuyu değiştirip, değiştiremeyeceğimi düşünüyorum. Değiştiremeyeceksem üstünde konuşmuyorum bile. Direkt yaşamayı seçiyorum.

Bu konu için verebileceğim en yalın örnek ise hep aynı: İstanbul ve meşhur sorunumuz trafik. Bunu milyonlarca kez eleştirsem durum değişecek mi? Hayır. O zaman sorgulamamak tercihim oluyor. En iyi yapabileceğim, durumu değiştireceğine inandığım birine oy vermek olabilir, o da buranın konusu değil zaten 😉 Veya daha sosyolojik bir örnek vereyim; kendi tercihleri ve yaşam standartları ile mutlu birini neden sorgularız ki? Neden o kişinin benim standartlarımı yaşamasını ve bir de üstelik benim standartlarımla mutlu olmasını isteyip, sırf bunu yapmıyor diye onu sorgulayıp, kendime dert edineyim? Ne gerek var? O da kendi seçimleri ile mutlu diyorum ve sorgulamıyorum. İnanın, hayat böyle o kadar sevilesi bir hal alıyor ki 😊

Web.tv ekibi ile yaptığım sohbetin linkini de şuraya bırakıyorum, belki dinlemek istersiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=dtAu7sQ3aqg&t=397s

Özetle, kendi hayatımı ve başıma gelenleri değerlendirirken izlediğim yöntemim şu:

Bu yazıyı yazarken, fonda Şebnem Ferah-Yalnız çalıyor. Lütfen dinleyin…

(Visited 35 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir