Zamana Bıraktıklarımızı Hayat Bize Bırakmıyor

Öğrenmelerin, keşfetmelerin epeyce sert olduğu bir zaman yine. Bazen neye üzülüyorum biliyor musunuz? Aslında çok iyi biliyorum dediğim bir şeyleri bilmediğimi fark etmeye. Bir de böyle şeyler tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. O zaman daha çok canımı acıtıyor.

Çok sevdiğim bir insanı daha hayatımdan uğurlamış olduğum bir zamanda olduğum için bugün gündemimi ertelemek olarak seçiyorum.

Çok sevdiğim bir hocam vardı üniversitede. Hayatımda izi var dediğim ender nadir insanlardandı kendisi. Çok kilit şeyler öğrenmiştim. Mesela sınav geçmenin, notun aslında hiçbir şey olduğunu. Mesela bazı kelimelerin asla tanımının olmadığını, sözlüklerin de yanılabildiğini ve üstüne ben bir şeyler eklemiştim. Tanımlayamadığım şeyler üzerinden kendimi yargılamamayı öğrenmiştim. Beni ve yaptıklarımı takdir etmeyi bilen, öz güvenimi perçinleyen, abi yarısı dediğim biriydi. Dün birden artık yaşamadığını öğrendim.

Gördüğüm anda gözümden yaşlar indi inmesine de neye ağladığımı anlamam biraz zaman aldı. Zor bir savaş veriyordu sağlığıyla belki de bekliyordum bu haberi. Beni o an hıçkıra hıçkıra ağlatan şey yaşadığım yerde tedavi gördüğü zaman kendisini görmeyi şu veya bu sebepten ertelemiş olmamdı. Ha bugün ha yarın giderim derken o başka bir şehre gitti tedavi için. Ve sonrası malum… Kendime öfkelendim, kızdım, hırpaladım ama hak etmiştim bunu. Ben ki herkese ertelemeyin diyen bir kadın, anı anda yaşamaya önem veren bir kadın… Nasıl yaptım bunu diye düşündüm. Düşündükçe ağladım, ağladıkça düşündüm. Şimdi ise beni bir yerden gördüğüne inanıp, özürler diliyorum ertelediğim için.

Sahi neden erteliyoruz? Hayatımızdaki her şeyi ve hatta herkesi fütursuzca neden erteliyoruz? Kim biliyor ki yarın sabaha uyanabileceğimizi. Kim biliyor ertelediğimiz şeyi yapmak için yeni bir fırsatımızın olacağını? Belki bir daha şansımız olmayacak. Sonra ne hissedeceğiz? Kocaman bir pişmanlık. Ah keşke şöyle yapsaydım, böyle deseydim diye diye sızlanmalar. Ama asla geri getiremeyeceğimiz anlar toplamı… Heraklitos’a hak vermemek elde mi? Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz!

Nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde herkes her şeyi bir şekilde erteliyor. Neden? Dünyevi şeylere bu kadar kapılıp neden ruhumuzu doyurmayı ve sevdiklerimize iyi hissettirmeyi erteliyoruz? Ruh, elle tutulup gözle görülen bir şey değil diye mi? Sevdiklerimiz hep cebimizde ve bizi sevmekten asla vazgeçmez diye mi bu boş vermişlik? Emin olun herkes her şeyden vazgeçer zamanı gelince. Hatırlatmak istedim.

(Visited 7 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir